17 Kasım 2014 Pazartesi

Site kobi



Newideax
E-Ticaret yazılımı ve Kurumsal web tasarımı çözüm ortağı olmamızı ister misiniz?

Sitekobi Türkiye genelinde tüm girişimcilere, serbest çalışma modeliyle bayilikler vererek hızla büyümeyi hedeflemektedir. Siz de tüm Türkiye’de toplam 500+ firma tarafından tercih edilen Sitekobi ile çözüm ortağı olmak ve yeni gelir kaynakları elde etmek için lütfen aşağıdaki formu eksiksiz olarak doldurunuz.

Sizinle en kısa sürede irtibata geçilecek, tarafınıza iletilecektir.
İletişim için:
Erol Fındık:0536965235
 

9 Kasım 2014 Pazar

Hamur kabartma tozunda kullanılan katkı maddeleri....





1.) Difosfatlar (E-450a): Bisküvide ve kek yapımında kullanılır, sağlık için tehlikeli olduğu belirtilmiştir. Kıvam artırıcı. süttozu veya kreması, işlenmiş peynir, balık, kurutulmuş sebze, reçel, marmelat, sos, jel, çikolata, şekerleme ve bebek mamaları gibi ürünlerde, ayrıca deterjan yapımında da kullanılırlar.


2.)Sodyum Asit Pirofosfat-SAPP28: Beyaz, kristalin bir toz yapısındadır. Su’da çözünür. 1:100 sulu çözeltisinin pH değeri 4 civarındadır. Hamur Kabartma reaksiyon hızını belirleyen, uygun alüminyum ve/veya kalsiyum tuzlarını bünyesinde barındırır. Gıda Sanayinde, en fazla Sodyum Asit Pirofosfat(SAPP 28) kullanan sektör, Unlu Mamüller Sanayidir. En temel işlevi, Bikarbonat ile birleşince hamuru kabartma özelliğidir. Yüksek kalitede unlu mamül elde edebilmek için, optimum bir kabarma özelliği istenir.

E450(i), gıda katkı maddesi olarak tanımlanmaktadır

3.) E 552 Kalsiyum silikat :
Kalsiyum silikat hamur kabartma tozunda, sofra tuzu, vanilya tozu, baharat karışımları gibi gıdalarda kullanılabilmektedir.

4.) E541 (ii) : Alkali sodyum alüminyum fosfat

Kaynağı:
Sentetik olarak alüminyum, fosforik asit ve sodyum hidroksitten üretilir.

Fonksiyon ve Özellikleri:
Asit formu, kabartma tozlarında düşük sıcaklıklarda yavaş fırınlama işlemi için kullanılır; alkali formu, işlenmiş peynirde emülgatör olarak kullanılır.

Ürünleri:
Fırın ürünleri, işlem görmüş peynir.

Kabul edilebilir günlük alım miktarı (ADI):
Vücut ağırlığı üzerinden 0,6 mg/kg.

Yan etkileri:
Aluminium, kalsiyum ve fosforun vücutta tutulmasını azaltır.



5.) Sodyumbikarbonat (NaHCO3), :Hamuru kabartmak için kullanılan kabartma tozu genellikle Sodyumbikarbonatın (NaHCO3), kuru asitin (H+) ve mısır nişastasının birleşimidir. Sodyumbikarbonat halk dilinde karbonat olarak bilinir.Sodyum bikarbonat ısıtıldığında yeterli karbon dioksit çıkaramazsa hamur fazla kabarmadığı için kabartma tozunda asitle birlikte kullanılarak hamurun daha çok kabarması sağlanır.(Dünyada üretilen mısırın %90’dan fazlası GDO’lu olduğu için biz hamur kabartma tozu diye aldığımızda sodyum bi karbonatla birlikte GDO’lu mısırada maruz kalıyoruz.

6.) E504(ii) Magnezyum bikarbonat:

Kaynağı:
Magnezyum hidroksitten üretilir, fakat doğal bir mineral gibi de meydana gelebilir.

Fonksiyon ve Özellikleri:
Asitlik düzenleyici, alkali ve topaklanmayı engelleyici ajan.

Ürünler:
Birçok farklı ürün.

Kabul edilebilir günlük alım miktarı :
Belirlenmemiştir.

Yan etkileri:
Yüksek konstrasyonlarda laksatif etki görülür.
www.organiktuketiyorum.com

Diş macununda kullanılan kimyasallar

1.) Sodyum fluoride (Aktif Madde) : sodyum fluorid, diş macununun yanı sıra bir de içme suyu ile alındığında vücutta büyük bir tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır bir tahribat gerçekleştiriyor.
2.) Sorbitol (E-420) : Kıvam arttırıcı, suni tatlandırıcı ve nem tutucu özelliği vardır. Etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glikozdan elde edilir. Gıda, ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanılır. Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanımı yasaktır.
3.) Silica : Aşındırıcı özelliğinden faydalanılır. Kısaca kum olarak bilinir, tozları solunduğunda akciğer kanserine yol açan silica hastalığı oluşur.
4.) Glycerin : Nem tutucu özelliği vardır. Daha çok domuz ürünlerinden elde edilir. Sentetik bir bağlayıcıdır, cildin zararlı kimyasallara karşı geçirgenliğini arttırır. Dioxane diye bilinen kanserojen bir kimyasalın oluşumuna sebep olur, bu kimyasal toksik ve kanserojen bir maddedir. Böbrek, karaciğer merkezi sinir sistemi üzerine etkisi vardır.
5.) PEG8 : Sentetik emilgatördür(bağlayıcı). Cildin zararlı kimyasallara karşı geçirgenliğini arttırır. PEG ve propylen glikol ve türevleri ürünlerde dioxane diye bilinen kanserojen bir kimyasalın oluşumuna sebep olduğu bildirilmiştir. Dioxane :toksik ve kansörejen bir maddedir. Böbrek, karaciğer, merkezi sinir sistemi üzerine etkisi vardır. Kozmetik ürünlerin üretiminde yan ürün olarak oluşmaktadır, direk kozmetik maddesi olarak kullanılmaz ve etiket bilgilerinde yer almayabilir. Dioxane : PEG polietilen(PE), polyoxyethylene bulunan ürünlerde bulunabilir.
6.) Sodium Lauryl sulfate : SLS, SLES(sodium laureth sulfates) amonium laureth sulfate olarak kullanılır. Bu maddeler tek başlarına veya 3’ü 1 aradada kullanılabilir. Bu madde diş macunu, sıvı el sabunları, çeşitli deterjanlarda bulunmaktadır.
Yapılan araştırmalara göre bu kimyasal maddenin KANSEROJEN bir madde olup uzun vadede çeşitli organlara nüfus ederek ciddi problemlere yol açtığı bildirilmektedir. Bu kimyasal madde cilde zarar vermekte saç dökülmesine, göz hasarlarına, katarakta sebep olabilmektedir. Çocuklarda göz gelişimini olumsuz yolda etkilemektedir. Cilt tarafından hızlı emildiği için temas süresi arttıkça vücuda vermiş olduğu zarar artmaktadır.
7.) Aroma : Pırıl pırıl renkleri, iştah açan ve cezbeden kokuları, düzgün ve albenili şekilleri, hatta parmak yalatan tatları (aromaları); kimyasal katkılar sağlıyor. Alınan miktarın aşırıya kaçması doz aşımı durumunda kişiler beklemedikleri bir hastalığa yakalanabilirler.
8.) Sodium saccharin (E-954) : Suni tatlandırıcı, kanserojen olarak bilinen toluen'den elde edilir; 1977'de Amerika'da yasaklandı.
9.) Sodium propylparaben: Parabenler gıda ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil, paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektir. Bu maddelere duyarlı kişilerde ağır cilt hasarları, deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya sebep olurlar. Diş macununda ve 400 çeşit ilaçta kullanıldığı ve kanserojen olduğu tespit edilmiştir.
www.organiktuketiyorum.com

6 Kasım 2014 Perşembe


www.organiktuketiyorum.com
Sağlığınızı seviyorsanız sertifikalı organik gıda tüketin.

5 Kasım 2014 Çarşamba

Genetiği değiştirilmiş elmanın devrimi

Organik argan yağının faydaları (essaura argan)

    Adını Fas ın Essaura şehrinden alan bu elinizdeki ürün dünyada sadece Fas ın güney batısında yetişmektedir.Nesli tükenmekte olan bu ürün UNESCO  tarafından koruma altına alınmış argan ağaçlarının meyvesinden elde edilmiştir.Berberi kadınlar tarafından geleneksel yöntemlerle elde işlenerek özel olarak işlenmiştir.Argaına n ağacı 80 seneden sonra meyve vermektedir,argan ağacı yaşı 800 seneyi bulmaktadır,çok ilginçtir yöredeki keçiler bu argan ağacına çıkar meyvesini yerler çekirdeğini atarlar yeri atılan çekirdeği bedevi kadınlar elle toplarlar.Argan yağı %100 organiktir.Gerekli sertifikalara sahiptir.
    Organik sertifika nedir.insan ve doğaya zarar vermeden üretilir.kimyasal ilaçlar kullanılmaz,her aşaması kontrollüdür,izlenebilir tarımsal üretim biçimidir.Essaura argan ambalajı tasarlanırken ürünün şişelenmesinde 
    camı tercih ettik tıpa olarakta ağaç mantarı kutu için geri dönüşüm kartonu kullandık.Bilimsel araştırmalarda ,dünyada E vitamini bakımından en zengin içeriğe sahip aromatik bir yağdır.Cildi destekliyici besleyici tedavi edici özelliği sayesinde etkili biçimde cilt kuruluğuna ve yıpranmasına karşı oldukça hızlı etkilidir.Argan aynı zamanda içilebilir,yemeklerde kullanabilir,salatalarda kullanabilir.tepeden tırnağa vücumuzda kullanabiliriz kısa zamanda farkına varacaksınız.Essaura Argan Yağı :nasıl kullanırız diye soracak olursanız.
    Organik essura yağı kullanmadan önce duş almanız tavsiye edilir,ürünü kullanacağınız alanın temiz olmasına dikkat edelim.
    Avuç içine bir miktar argan yağı alırız 3-5 damla olabilir,avuç içinde iki elimizi sürtüştürerek yüzümüze ve 
    saçımızın dibine iyice yerleştiririz.
    Argan yağı cildimize iyice bir masaj uygulayarak uygularız.
    Arganı cildimize uyguladıktan sonra durulama yapmamıza gerek yoktur.
    Haftada 3-4 kere organik argan yağı kullanmanız tavsiye edilir.
    Organik argan yağı faydaları nelerdir.
    Sedef hastalığında yüksek etkilir.
    Saç dökülmesini önler .
    Saça parlaklık verir.
    Sivilcede aknelerde yüksek etkilidir.
    Hamilelik sonrasın oluşan çatlaklarda etkilidir.
    Göz altı ve kaz ayağı kırışıklığında etkilidir.
    Güneşin zararlı ışığından korur.
    Hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur.
    www.organiktuketiyorum.com

Çörek Otunun faydaları

    Çörek otu hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v) Çörek otu hakkında,çörek otunda her derde çare vardır.Çörek otu sıcak ve üçüncü derece kurudur.Çörek otu şişkinliği giderir,kel olan yere ekilen saç tohumunu çıkarır,üç dört günde bir gelen sıtmaya alacalığına iyi gelir.Çörek otu yağı soğuk sıkma daha çok tavsiye edilir,çörek otu tıkanıkları açar,gazları atar,midenin luzümsüz su ve salgılarını atar,çörek otu dövülür ve balla yoğrulur sıcak suyla içilirse mesanede olan taşları eritir.
    Çörek otu sirkeyle birlikte ısıtılıp karın üzerine sürüldüğünde kıl köklerini öldürür,haşlanmış Ebu cehil karpuzunun suyuyla yoğrulursa parazitleri düşürmekte etkili olur.çörek otu içilmeye devam edilirse faydaları görülür,genç çocuklarda pamukla sivilcelere sürüldüğünde zamanla yok olduğu görülür.Çörek otu yağı burna çekildiğinde titreme felce faydalı olur.Çörek otu kullanıldığında zararlı böcekler uzaklaşır,mide bağırsaktaki gazları atar hazmı kolaylaştırır,çörek otu şişkinliği atar keklere atılırsa şişkinlik yapmaz.
    Böbrekteki taş ve kumları atar,basura faydalıdır,sirke ile beraber basura sürülürse faydası görülür.Diş ağrılarına iyi gelir,çörek otu sirke ile beraber gargara yapılır.
    Uyuz,sivilce,egzama cilt hastalıklarına iyi gelir.Çocukların gaz ve sancılarına iyi gelir,çörek otu tütsüsü haşerelere iyi gelir.
    Çörek otunun yan tesiri yoktur,müzmin hastalıklarında faydası görülmüştür,çocuklarda sinir ve astıma iyi gelir.Egzamalı hastalara iyi gelir,kadınların hayzını söker,saçları besler ,kepeği önler,çörek otu kokusuna iyi gelir,çörek otu nazara iyi gelir.Kalp sağlığına iyi gelir,karaciğeri korur,kandaki şeker miktarı düşürür,prostat ve meme kanserini yavaşlatır,
    Çörek otu zayıflamada etkilidir.İltihap oluşumunu engelleme etkisi vardır.Türkiyenin her tarafında rahatça bulunur,içinde birçok vitamin vardır,bazı ilaçlarda hammadde olarak kullanılır.
    www.organiktuketiyorum.com

Mercimeğin Faydaları Nelerdir ?

    Mercimeğin anavatanı Orta Asya dır,baklagiller ailesinden (Lens esculante) 20 ile 70 cm boylanabilen bitkinin ufak yassı disk biçimindeki meyveleri bakla tipindedir.Başlıca mercimek çeşit olarak yeşil mercimek,kırmızı mercimek,sarı mercimek diye türleri bulunur.
    Mercimek protein deposudur.Özellikle yeşil mercimek ete değer besleyici özelliği vardır,etten farkı içindeki proteindir.B vitamin grubu fosfor yönünden kaliteli olan mercimek kan yapımında yardımcı olur,mercimeğin içerisinde potasyum,fosfor,klor,iyot,kürt bakır,kalsiyum,çinko ve mineralleri bulundurur.
    Yüksek besin değerinden dolayı vücudumuzda kas sinir ve dolaşım sistemi için çok faydalı bir besindir.Mutfaklarımızda kullanım olarak normal hale gelen mercimek birçok faydası vardır,bir bardak mercimek günlük demir ihtiyacımızın %35 ini karşılar,besin eksikliğini tamamlar.
    Mercimek çorbası mideyi kuvvetlendirir.
    Mercimek unu bal ve zeytinyağı karıştırılıp yanıklara sürülür.
    Mercimek çorbasını yemek damar sertliğine iyi  gelir.
    Mercimek çorbası yemek kabızlığa iyi gelir.
    Mercimek çorbası kalp ve damar sertliğine iyi gelir.
    Mercimek çorbası yemek kan yapar.
    Mercimek çorbası yerken organik mercimek almaya dikkat edilmelidir.
    Bu anlatılan besin değerlerini almak için mutlaka organik mercimek almalıdır.
    www.organiktuketiyorum.com

Çocuklarımıza Cips Yedirmiyelim !

    Çocuklarımızın severek tükettiği, tükettikçe zevk aldığı cipsler. Patates ve mısır gibihammaddelerden üretilir. Üretim esnasında 275C’a kadar yüksek ısıyla birlikte bu maddeleriniçerisinde bulunan yüksek nişastanın yanmasıyla birlikte ACRYLAMİD denilen kanserojen bir maddeoluşmaktadır. Üretim esnasında kullanılan kızartma yağı hiçbir zaman değiştirilmez. Eksildikçeüzerine yenisi eklenir. Normalde haşlanmış bir patateste %0,2(binde 2)oranında yağ varken cipshaline getirilmiş patatesteki yağ oranı %40’dır. Onun için cips yemekle yağ içmek arasında hiçbirfark yoktur. Kullanılan yağ yüksek ısıya dayanıklı bir çeşit trans yağdır. Çok yüksek ısılara kadarçıkıldığından çocuklarımız için başta astım, kanser, alerjik reaksiyonlar, obezite, nörolojik etkilerbıraktığı gibi ileri yaşlarda Parkinson ve Alzheimer gibi beyin hücrelerine zarar veren hastalıklara yolaçtığı görülmüştür. Maalesef bu zararlı ürün üretilirken fabrikanın çevresinde çok ağır kimyasal birduman oluşmakta ve çevre katliamına da sebep olmaktadır. Türkiye’nin saygın bilim kuruluşuTÜBİTAK’ın 50 kanserojen arasında seçtiği en tehlikeli kanserojen olarak tanımladığı bilinmektedir.Bir çeşit kömür haline dönmüş olan bu zararlı ürünü bize yedirebilmek için;
    Aşağıda adı geçen kimyasallarla takviye yapılarak olumsuz tadlar yerine onlara albenisağlayan özellikler kazandırılarak piyasaya sürülmektedir.
    1.) Olestra : Olean markası ile, krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine kullanılmaktadır.Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu madde ishale, gevşer bağırsak, karınağrıları, beden gücünün azalmasına ve gazlanmaya sebep olabilir.
    2.) E320 BHA ve E321 BHT : Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT)katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır.Tahıl ve ürünlerinde,sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmişgıda maddelerinde kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde kanseresebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir,hiperaktiviteye, kanserojen, östrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir....
    3)Biber Aroması(Çeşidine göre): Aromalar temel besin oldukları için e kodu almazlar.Dolayısıyla katkı maddesi olarak geçmemektedir. Aroma maddeleri vücudun kendi mutlulukhormonu endorphinin salgılanmasını hareketlendirir. Gıdalarda 1700 çeşit aroma kullanılmaktadır.
    4)MSG(E 621 Monosodyum Glutamat): ABD, AB ve Türk mevzuatlarına göre kullanımı yasalolan gıda katkı maddesidir. İzin verilen limitlerde kullanımına yasal güvence vardır. MSG, hazırçorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, patates cipsleri gibi pek çokpaketlenmiş gıda maddelerinde lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır. Pek çok tüketici de MSG ninhastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır. MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan burahatsızlıklar, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır. Birçok üründe MSG kullanımı maalesef gizliyapılmakta etikette gösterilmemektedir.
    Cips yemeğe başlayan bir kimse MSG sayesinde hiç doymak bilmez. Gıdalarda kullanım sınırı %1-8 olmasına rağmen sınırsız bir şekilde kullanılmaktadır. GDO’lu soyadan üretilmektedir. MSG beynin doyma hissini ortadan kaldırarak sürekli yeme ihtiyacı doğurur.
    5)Potasyum Klorür(KCl-E 508) : Pelteleştirme ajanı ve çeşni verici olarak kullanılır. Mide ülserine neden olabilir.
    6)Kalsiyum Silikat(CaSiO3-E 552): Tabaka önleyici ve ürünü parlak, canlı gösterici özelliğinden dolayı kullanılır. Hamur kabartma tozunda, sofra tuzunda, vanilya tozunda, baharat karışımlarında topaklanmayı önlemek ve akıcılık sağlanmak için kullanılır.
    7)Sodyum DiAsetat (Sodyum Hidrojen DiAsetat- E 262): Asitliği düzenleyici olarak kullanılır 1400’de erir. O yüzden soğuk üretimler yerine yüksek ısıda kızaran cips türü gıdalarda daha etkilidir. Günlük alım miktarı 15 mg/ kg vücut ağırlığıdır. Ph=4-5’dir bakterilere karşı kullanılır. Ticari olarak şeker, melas(pancar küspesi), alkolün bakteriler tarafından fermantasyonu ile ya da ASET ALDEHİTTEN sentez yoluyla kimyasal olarak üretilir. Patates cipsindeki sirke tadı %0.1 sodyum diasetat ilavesiyle sağlanır. Çerezlerde de ısıl işlemlerden hemen sonra üzerlerine sodyum diasetat eklendiğinde eriyerek ürünlerin lezzetine katkıda bulunur.
     Aroma arttırıcı uygulamalarda bazı gıda üreticileri sos, ketçap ve yiyeceklerde sodyum diasetatısirke taklidi olarak kullanırlar. Tavuk ve balık kızartmalarında ekstra baharatlı tat üretmek içinsodyum diasetattan faydalanılır.
    8)Disodyum5-Ribonukleotid:  Tat vericiözelliğinden dolayı kullanılır kaşıntılı reaksiyonlara sebep olabilir. Kaşıntılar iyi huylu veya habis farklılıklar gösterebilir. Alınan dozla bağlantılı olarak reaksiyon giderek artan türdedir. Bazı kişiler buna duyarlı olabilir. Cipsler, hazır şehriyeler ve bazı pastalarda kullanılır. Bebeklerde ve küçük çocukların sakınmaları gerektiği uzmanlar tarafından belirtilmiştir. Bazı ülkelerde yasaklanmıştır.
    9) Malik Asit (E 296): Kimyasal olarak veya mikro organizmalar yardımıyla bioteknolojik yolla üretilirler.
    10)Silikon dioksit (Silika): Piyasada aerosil 200 veya değişik isimlerle bulunur. Kimyasal yollarla çok ince toz haline getirilmiş bir çeşit kumdur. Kendi ağırlığının %120’si kadar nem çeker. Nem tutucu ve topaklanmayı önleyici yerken cipslerin yağının ele bulaşmaması için bir çeşit pudra yerine kullanılır.
    Silikon dioksityapımında temel hammadde silikageldir. Bentoit olarakta bilinen alüminyum silikatjelatinle beraber meyve suyu durultmada özellikle elma işlemede durultma ajanı olarak kullanılır.
    11)Paprika Ektstraktı( E 160 c ): Tatlı biberden elde edilen doğal bir renklendiricidir. Isı, ışık ve ph direnci yüksek olduğu için cipslerde tercih edilir.
    12) Trikalsiyumfosfat  (Ca3(PO4)2) E 341 iii: Kakao ve pudra şekerinde topaklanmayı  önleyici olarak kullanılır. Nem tutucudur. Tamponlayıcı olarak görev yapar, suda çözülmez. Şeker, un, hazır çorba, toz içecek gibi ürünlerde serbest akışkanlık sağlar. İlaç sanayinde, tablet üretiminde dağıtıcı ajandır. Seramikte boyama maddesidir. Süspansiyonların polimerizasyonun da kullanılır. Kemiklerden de elde edilebilir.
    www.organiktuketiyorum.com

Baklavayi kimler yesin ?

Bayramlarda vazgeçilmez ikramlarımızdan biri olan baklavayı hiç şüphesiz hepimiz severiz. Sevmesine severiz de bu ürünlerin nasıl hangi şartlar altında üretildiğini ve içerisine neler konduğunu pek araştırmayız. Zira bizim içinönemli olan markadır. Hep markalara koşarız çünkü bunların kaliteli ve hijyenik ürün ürettiklerine inanırız. Aslında tüketiciler nezdinde hiçbir zaman anket yapılmadan kendilerini, gazetelere televizyonlara verdikleri reklamlarla meşhur addeden hatta babadan oğla devreden pek çok işletme sahibi kuruluşunun çok eskilere dayandığını söyleyerek kendi kendini halk nezdinde MEŞHUR olarak ilan etmekten çekinmezler.Hatta bazı üreticiler sanki Türkiye’nin en iyi baklavasını sadece kendisinin ürettiğini içerisine bulunmaz kuş fıstığı koyduğunu, has tereyağı ile yaptığını hiçbir zaman aroma kullanmadığını az da olsa ürünün yaş görünmesi için glikoz kullandığını, poğaçalarına margarin kullandığını(bunlar kana karışınca yağ yapar, damarları tıkar) hiç gündeme getirmez.
Meşhur(şovmen)baklavacımızın üretiminin hijyen olduğunu TV ekranı önünde anlatırken, eldivensiz eline aldığı nişastayı hamurun üzerine serpmekten, eline aldığı güllacı koklamak maksadıyla burnuna götürürken konuşması nedeniyle güllacın üzerine ağzından çıkan tükürüklerin saçıldığından habersiz kendini Türkiye’nin özelliklede İstanbul’un en meşhur(!) baklavacısı zanneden aslında babasından aldığı güzel mesleği şov yaparak tüketiciler nezdinde değerini kaybettirdiğinin farkında bile olmamaktadır.
Göreceksiniz ki bu önümüzdeki kurban bayramı öcesinde de bizim meşhur baklavacı şovmen bir tv kanalını davet ederek topluma şov yapacaktır.
Sanki Türkiyemizin en iyi en dürüst baklavacısı olduğunu(!) bir kez daha dem vurmaktan geri kalmayacaktır.

Halen yurdumuzda satılmakta olan baklavalık ceviz ve fıstıkların fiyatlarının bir hayli düşmüş olması her nedense tüketiciler lehine kullanılmamaktadır. Baklavanın ve diğer tatlıların fiyatları başını almış gitmektedir. Kendini halkın bir parçası olduğunu söyleyen tatlıcılar acaba bu bayramda da yine fiyatlarını yükseltmeye devam mı edecekler? Yoksa halkımızın lehine, mademki fıstık fiyatları ucuzladı bizde ürünlerimizi ucuzlatalım diyecekler mi? Aslında 1 kg baklavanın 30-40 lira arasında satılması nedeniyle bir işçinin bir günlük çalışması karşılığında 1 kg baklavayı elde edebilmesi mümkün olmamaktadır.
SAYIN BAKLAVA ÜRETİCİLERİgelin bu bayramı sosyal sorumluluk bilinci içerisinde; fakiriyle- zenginiyle- yetimiyle- öksüzüyle hep birlikte bayram yapabilmemiz için, fiyatlarınızı aşağıya çekiniz kifakir fukaranın sofrasına sizin ballandıra ballandıra TV ekranlarında övdüğünüz baklavanızın az da olsa bu bayram fakirlerde tadına baksınlar. Aksi halde yine baklavayı zenginler tüketecek. Bu düşünce ve duygularla üreticilerimizin temiz,sağlıklı ve güvenli helal sertifikalı ürünler üretmelerini, tüketicilerimizin de helal sertifikalı(sağlıklı ve güvenli )ürünleri tercih etmelerini bekler hayırlı bayramlar diler

www.organiktuketiyorum.com