29 Nisan 2015 Çarşamba

Tahin Pekmezin Faydaları

Susam, içerdiği bol B vitamini sayesinde antidepresan etkiye sahiptir ayrıca hücre yenilemesi, mide ve karaciğer dostudur. Cinsel performansı arttırır, safra taşlarının düşürülmesinde, bronşit ve astım tedavisinde, idrar söktürülmesin de, bağırsak hareketlerini düzeltmede sıklıkla kullanılır. susamın ezilmiş hali olan tahin bu nedenle kullanılmalıdır.
Pekmez, enerji sağlar, kemik gelişimini destekler, kan hastalıklarında, demir eksikliğinde kullanılır. İshalde bol mineral takviyesi sağladığından önerilir. Vücutta su kaybını engelleyerek dengede tutar.
Pekmez, çeşitli meyvelerin sıkılarak 50-60 derecede 15 dakika kadar kaynatılması ile elde edilir. Pekmezde, karbonhidratlar vardır. fakat, bunlar sindirimi zorlamayan iyi karbonhidratlardır. Yenildikten hemen sonra, kana karışarak hızla enerji veren pekmez kalsiyum ve demir içerir.
TAHİNİN YARARLARI

*Tahin hücreleri yeniler
* Tahinin hammeddesi olan susam, besin maddelerinin kralıdır. Susamda yüzde 45 protein, yüzde 55 yağ vardır.
* Gençlik kaynağıdır. Özelliği ise hücreleri yenilemesi ve yaraları kapamasıdır.
* Tahinde bol miktarda lesitin (E vitamini) bulunur. C ve B vitaminleri de boldur.
* Seks hormonlarının oluşmasına yardımcıdır.
* Hafif laksatif ve idrar söktürücüdür.
* İki çorba kaşığı tahinde yaklaşık yarım kilo biftekteki kadar protein vardır.Tahinde, yağ, protein ve aminoasitler bulunmaktadır.


Organik Tahin Pekmez Satın Almak İçin Tıklayınız

28 Nisan 2015 Salı

Argan Yağı Kullanıcı Yorumları

Arzu
Essaura Argan yağını kullanmaya başaldığımdan beri çok memnun kaldım benim cildim çok hassastır dokununca bile kızarır.bu hassasiyete iyi geldiğini hissediyorum.Güzel nemlendiriyor cildi.ve kullandığım pahalı kremlerden kat kat daha iyi üstelik doğal kimyasal katkı maddesi yok.cildim eskiye oranla çok daha iyi bu siteye çok teşekkür ediyorum beni argan yağıyla tanıştırdıkları için
                                                                            
Duygu

topuğumda geçmek bilmeyen egzama vardı. hiçbi ilaç işe yaramadı. yaz süresince yaklaşık 2 ay essaura argan kullandım ve egzamanın geçtiğini gördüm. aynı şekilde gözaltı torbalarında da azalma oldu, yüzüme parlaklık geldi. ben çok memnun kaldım 2.yi sipariş verdim 
                                                                                       
                                                                                     
Cansu    
Alıp almamak konusunda tereddütlüyüm .sonuçta gerçek mi değil mi tam olarak da bilemiyorum bir de kullanmaya başladığımda kaç kür uygulamak gerek yüz ve sivilceler için özellikle .50 mg ne kadar gider? günde 1 defa mı sürmek yeterli midir? paylaşımlarınıza teşekkürler .
                                                                                       

Derya

benimde cilt sorunum var ne yapsam gecmedi. acaba kullansam gecermı. benim cilt problemim isilik gibi bir faydası olurmu. benim gibi olan varsa kullanıp bir sonuc aldımı acaba. teşekkürler
                                                                                                                                                            

                                                                                     
Erdal 
 
Essaura Argan yağını,cilt altındaki sert ve yumuşak nodüller,iltihap odakları için kullandım.Çok kısa sürede bunların ufalıp,kaybolmaya yüz tuttuğunu gördüm.Vücudumda kaşıntılı bir saha vardı,burada da iyi sonuç verdi.Bunun içilebileni de var,şimdi onu da denehyeceğim.

Selin
                                                                                     

kesinlikle sivilcelere iyi geliyor. 20 gündür kullanıyorum sivilcelerim geçti ama hala izleri duruyor onlarda da biraz hafifleme oldu. kesinlikle öneriyorum fiyat biraz pahalı ama aldıktan sonra argan yağına dua edeceksiniz:)
                                                                                       

Hediye

Ürünü aldım yüzümü temizledikten sonra söylendiği gibi 2-3 damla kadar yüzüme sürdüm. sürdüğüm yerde yağ duruyor emilimi söylendiği kadar değil.bu sabahta uyguladım.aradan4 saat geçmesine rağmen yağ az da olsa yüzümde duruyor,ama şunu belirtmeliyim ki bunun sebebi yüzümün çok yağlı olması olabilir.10 gün kullanıp tekrar yorum yazacağım umarım faydalı olur.

Organik Argan Yağı Satın Almak İçin TIKLAYINIZ
                                                                                     

                                                                     

SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

27 Nisan 2015 Pazartesi

Nano Teknolojinin Tekstilde Kullanılması

Nanoteknoloji Yardımıyla Üretilen Tekstil Malzemeleri

Koruyucu ve ısıya dayanıklı iş elbiseleriWL Gore & Associates “Gore-Tex Workwear” nanoteknoloji ve Dupont’s Teflon teknolojisini kullanarak kötü hava koşulları ve elektrostatik kalıntılara karşı koruyucu anti statik zar üretmiştir.

Ferahlık ve tazelik hissi uyandıran giysiler

Nano tanecikleri hoş koku salımı sağlar ayrıca, çeşitli mantar ve mikrobakterilerin çoğalmasını önleyerek giyimde ferahlık yaratır. Ciba Speciality Chemicals, nano konteyner mikrokapsüllerini esas alarak, nanolifleri modifiye eder ve bu sayede anti-mikrobiotik ortaya çıkmasıyla bakteri üremesi engellenir. Aynı teknoloji koku emilmesinde de kullanılır.

Yüksek nem absorbe edebilen elyaf

Kanebo Spinning Corp of Japan normal polyester lifinden 30 kat fazla nem absorbe edebilen polyester lifi ve ipliği üretmiştir. Bu iplik, iç giyim için uygun olup, yağ ve nem içeren yirmi tabakaya sahiptir. Bu tabakaların toplam kalınlığı 50 nanometredir. Ayrıca, Toray Industries tarafından yüksek nem absorbe edebilen ultra ince naylon lifi ve ipliği üretilmiştir.

Estetik kumaşlar

Teijin Fibres of Japan firması, parlak polyester lifi üretimine başlamıştır. Işığın farklı kırılma indislerine sahip 60 polyester ve naylon tabakası, polyesterden oluşan bir özü çevrelemiştir. Sadece 69 nanometre kalınlıkta olan tabakalar ışığı kırarak, ışığın kumaşa geliş açısına bağlı olarak değişen mistik bir görüntü vermektedir.

Hafif ama dayanıklı malzemeler

Nanolif üretimi ve bu teknolojinin gelişimi, daha hafif ama daha güçlü lif-polimer kompozitlerinin üretimini sağlamıştır. The Swiss Federal Institute of Technology şimdiden nanolif eğirmeye başladı, ayrıca University of Texas ve Irelands Trinity College kevlar lifinin 17 katı dayanıklılıkta karbon nano-tüp kompozit lifleri eğirme denemeleri yapmışlardır.

Buruşmaz kumaşlar

Nano-tex, pamuk liflerine moleküler yapılar bağlayarak buruşmaya dayanıklı kumaş üretti.

Sensörler (alıcılar)
Balistik koruma malzemeleri
Kamuflaj malzemeleri
Sporcu kıyafetleri
Rüzgar ve su geçirmez montlar
Smart (akıllı) tekstiller

Nano İç Giyim Satın Almak İçin Tıklayınız

SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

26 Nisan 2015 Pazar

Tereyağı Sağlığa Yararlı mıdır Yoksa Zararlı mı?

Hemen her mutfakta yemeklere lezzet katması için tercih edilen tereyağı sağlığa yararlı mı yoksa zararlı mı? Yapılan araştırmalara göre doğal yollarla beslenmiş mera hayvanlarının sütünden elde edilen tereyağı sanılanın aksine zararlı değil yararlı ancak diyetisyenler yine de ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Çünkü aşırı tüketilen doymuş yağlar zamanla kalp ve damar hastalıklarına sebebiyet verebiliyor. Diğer bir yanlış kanı da margarinin tereyağından daha az zararlı olduğu yönündedir ancak yapılan araştırmalar bu tezi de çürütüyor çünkü margarinin içerisinde işlenmiş trans yağlar bulunuyor bu da margarini kalp sağlığını tehdit eden besinler arasına koyuyor. Dört karbonlu doymuş yağ asidi olan bütirat tereyağın % 4’ünü oluşturur ve bu yağ asidi anti-inflamatuar özelliğinin yanı sıra sindirim sistemi problemlerini de ortadan kaldırır.  100 gramı yaklaşık olarak 700 kalori olan tereyağı içeriğinde yüksek oranda A, B12 ve D vitamini bulundurur. Potasyum ve kalsiyum mineralleri de içeren tereyağı içeriğindeki linoleik sayesinde kilo vermeye de destek oluyor. Saf tereyağı tüketen çocuklarda daha az obezite hastalığı görüldüğü de yapılan araştırmalarca desteklenmiştir. Bu yüzden korkmadan tereyağı tüketebilirsiniz, dikkat etmeniz gereken tek şey doğal olması ve rafine bir şekilde tüketilmesi. Kızartarak yemeklerinizde kullanmaktan kaçının.
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

25 Nisan 2015 Cumartesi

Zeytinin faydaları

A, D, E ve K vitaminleri açısından çok zengindir aynı zamanda kalsiyum kaybını engellemektedir.İşte size daha bilinmeyen bir çok faydaları;

  • Kalınbağırsak, prostat, mide ve pankreas kanserine yakalanma riskini azaltır.
  • Kalp-damar hastalıklarından koruyucu etkisi vardır.
  • Karaciğeri korur
  • Kemikleri güçlendirir.
  • Antioksidandır.
  • Kabızlığı önler
  • Sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olur.
  • Virüs, bakteri ve mantarlara karşı koruyucudur.
  • Çocuklarda sağlıklı diş gelişiminin tamamlanmasına yardımcı olur.
  • Hücreleri yeniler böylelikle yaşlanmayı geciktirir ve ömrü uzatır.
Organik Zeytin Almak İçin Tıklayınız
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

22 Nisan 2015 Çarşamba

Çörek otu yağı zayıflatır mı ?

Zayıflamak İçin Çörek Otu Nasıl Kullanılmalıdır?


Çörek otu oldukça fazla rahatsızlık üzerinde görüldüğü gibi çok faydalıdır. Çörek otu kullanarak ve düzenli bir şekilde beslenerek kilo veren oldukça fazla kişi vardır.
 
Çöker otunun zayıflamaya yardımcı olması için yemeklerden yarım saat önce 1 tatlı kaşığı tüketilmesi önerilmektedir. Sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 defa tüketilmelidir. Yalnız dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu vardır. Çörek otunun tüketilmeden önce ezilmesi önemlidir. Aksi taktirde içinde ki maddeler tam olarak fayda sağlayamamaktadır. Çörek otunu ezilmiş olarak tüketmelisiniz fakat aktarlarda çekilmiş olarak satılan çörek otlarını da almayın. Çünkü çörek otunun içerisinde ki bazı maddeler uçucudur. Bu yüzden çekilmiş halde bekleyen çörek otları bazı özelliklerini kaybetmektedir. Kendiniz evde öğütme makinesi ile öğüterek her öğün düzenli olarak tüketebilirsiniz. Çörek otunu toz şeklinde içemeyenler çörek otu yağını kullanabilirler. Aynı şekilde yemeklerden önce yarım çay kaşığı çörek otu yağı yeterlidir.
 
Çörek otunun zayıflama üzerinde ki etkisi çok fazla tokluk hissi vermesidir. Aynı zamanda çörek otu kullanarak metabolizma hızlanmakta ve kilo vermek kolaylaşmaktadır.

Organik Çörekotu Yağı Satın Almak İçin Tıklayınız
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

Yeşil kahve kullanıcı yorumları

Hakan
şimdi sipariş verdim haber sitelerinde görüyorum etkili demekki nasıl olsa kahve ailecek içeriz artık

Salim
siparişim geçen hafta elime ulaştı. bu zamana kadar 4 tane ürün denedim hiçbirisiyle zayıflayamadım. ama bununla 1 haftada 2 kg verdim şimdiden

Aslan
Benim siparişim bugün elime ulaştı gayet güzel paketlenmiş faturası ile birlikte teslim aldım teşekkürler kullanalım bakalım faydasını görürüz inşallah tekrar yazarım

Ayla
bu yorumu yazma gereği duydum çünkü bende bir sağlıkcı olarak yaklaşık 20 gün önce bu siteden 1 kutu sipariş verip bende denedim çok iyi sonuç aldım 20 günde 6 kg verdim tek sıkıntısı sindirim sistemi çok çalışıyor işe yarayan bir yöntemmiş bugün tekrar sipariş verdim alacak olanlarada bu şekilde bir sağlıkcıdan referans olmuş olur

 Derya Gürler
geçen hafta bu siteden aldığım yeşil kahveyi kullanıyorum yaklaşık 4 gün içinde 1,5 kg yakın verdim gayette iyi bir sonuç ve devam etme kararı aldım

Hafize Özlü
bugün bende sipariş verdim bu firmayı daha samimi ve inandırıcı buldum yarın elime geçince tekrar yazarım
  
Kübra Duygu
daha öncede bu firmadan 1 adet aldım kullandım ve bugün tekrar sipariş verdim bu yaza kilo derdinden kurtulmuş olarak gireceğiz galiba :)

Şadiye Öztürk 
yeşil kahvenin bu kadar etkili olacağına bende inanmadım ama 15 gün önce aldığım yeşil kahveyi kullanıyorum 5 kilo şimdiden gitti bile resmen mucize oldu benim için teşekkürler

 Ayşe Özlü
dün ben yorum yazmıştım gelince yine yazarım dedim bugün saat öğleden sonra siparişim geldi güzel bir paketlenmiş faturası yanında kutunun üstünde söyledikleri gibi parlak hologram dedikleri şeyden var kullanmaya başlayalım bakalım teşekkür ederim


HATİCE DAĞ
Yaklaşık bir haftadır kullanıyorum kokusu kahve gibi bitki çayları çok acı oluyordu yeşil kahvenin içimi daha rahat benim kilo problemimin çoğu kabızlık sorunundan oluyordu kahveyi kullanalı bu sorundanda kurtuldum yavaş yavaş göbek bölgemin inceldiğini görmeye başladım

Yağız
20 yaşında olmama rağmen yemeyi çok sevdiğim için göbek biraz büyüdü 1 kutu denemeye almıştım biraz tuvalete fazla çıktım ama iyide sonuç aldım cuma günü tekrar sipariş verdim biraz önce geldi bu gelen 2 kutuyuda içersem sorunum kalmayacak

Yeşil Kahve SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

21 Nisan 2015 Salı

Bal neden şekerlenir ?Şekerlenen bal organik midir ?

Balla ilgili merak edilen önemli bir konu, süzme olarak satılan balların bir süre sonra şekerlenmenin bir problem teşkil edip etmediğidir.

Bu durum bazen bala şeker şurubu katılmış olduğu şeklinde yanlış yorumlanır. Ancak bu inanış gerçeğin tam aksidir. Zira şeker şurubu ilave edilmiş ballar çok uzun süre kristalleşmeden kalabilir,saf ve organik ballar ise, balın elde edildiği çiçeklerin türüne göre değişmekle beraber, özellikle kış aylarında ve soğukta muhafaza edildiği takdirde birkaç ay gibi kısa bir sürede şekerlenmektedir.

 Bu kesinlikle doğal bir olay olup, balın tüketilmesini önleyici bir problem değildir. Bal kristalleşmiş haliyle de tüketilebileceği gibi, benmari usulü bir ısıtma işlemiyle (sıcak su dolu bir kabın içerinde balın ısıtılması) şekerler çözdürülüp bu şekilde de tüketilebilir.

Balda şekerlenme hiçbir şekilde bala yapılmış bir hilenin göstergesi değildir.Kristalleşmiş balın tüketilmesinde, sağlık açısından hiçbir sorun yoktur.

Şekerlenmenin başlıca sebepleri; balın oluşmasında faydanalınan çiçeklerin türü, balın içerdiği hava kabarcıkları, polenve diğer partiküllerin miktarı, balın depolandığı yerin nem ve sıcaklığı ile ambalaj kaplarının çeşididir. Balın kristalleşmesi doğal bir olaydır ve balın glikoz oranı bakımından doymuş hale gelmesiyle, glikoz moleküllerinin kristal duruma geçmesi olarak tanımlanır. Kristalleşme için en uygun sıcaklık 14°C civarıdır. 10 °C'nin altında ve 26,5°C'nin üzerinde kristalleşme yavaşlar. Kristalleşmiş balın tüketilmesinde, sağlık açısından hiçbir sakınca yoktur.

SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

20 Nisan 2015 Pazartesi

Kansere kırmızı biber ile tedavi

AĞRILARI DİNDİRİYOR
 
Hint ve Meksika mutfağında çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye'de en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Bu bölgede isot olarak isimlendirilen kırmızı acı biber birçok araştırmaya konu olmuştur. Kırmızı bibere acısını veren 'capsaicin' adlı bir bileşiktir. Kırmızı biber ağrı kesici olarak da kullanılıyor. Kırmızı biber bu özelliğiyle zona ve arterit ağrılarını dindirmede kullanılabilir. Sürekli olarak tüketilmesi durumunda, beynin endorfin salgılamasını sağlayabilir ve endorfinin morfine benzer ağrı kesici etkisi görülebilir. Sağlık üzerinde olumlu etkileri olan kırmızı biber, vücudun günlük ihtiyacı olan beta-karotenin tamamı ve C vitamininin 2 katını içeriyor. Yapılan deneysel çalışmalarda kırmızıbiberin kolesterolü düşürücü etkisi görülmüştür.
 
DÜNYADA KABUL GÖRDÜ
 
Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, 'capsaicin' maddesinin, hücrelerde enerji üretmekten sorumlu mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi. Araştırmaya göre, 'capsaicin'deki vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak hücre ölümünü tetikleyebiliyor. Los Angeles'taki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi'ndeki çalışmalarda 'capsaicin'in, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, kanserli hücrelerin parçalanarak yok olduğu belirtildi. Avustralya'daki Tasmanya Üniversitesi'nin araştırmasına göre kırmızı acı biber, uykusuzluğa iyi geliyor. Bu harika sebze, kansere ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyor.
 
MİDESİ SAĞLAM OLAN YİYEBİLİR
 
Antioksidanlar bakımından çok zengin ve kanseri önleyen likopen maddesi ihtiva eden kırmızı acı biberi herkes yiyemez. Acı biberin ülsere iyi geldiği yanlış ve yaygın bir inanıştır. Acı biber midesi sağlam olanlar için faydalı olabilir. Ancak ülser, gastrit gibi rahatsızlık bulunanlara acı biber iyi gelmemektedir. Ayrıca hemoroidi olanlar da acı biberden uzak durmalıdır.
 
YAĞLARI ERİTİYOR
 
Acı biber açlık hissini bastırıp tokluk hissi yaratır. Capsaicin maddesi mide ve bağırsak hareketlerini hızlandırır. Ödem söktürücü özelliği de olan acı biber yağ yakımına yardımcı olur.

Organik Kırmızı Biber Satın almak için tıklayınız
 
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

18 Nisan 2015 Cumartesi

Argan yağı cilt kırışıklığına iyi gelirmi ?

Bilindiği üzere Argan yağı Fasın essaura şehrinde yetişen Argan diye bilinen bir meyve çeşididir.E vitamini yönünden etkisi görülmüş ve kanıtlanmıştır.Gün geçtikçe çeşitli yönlerde faydaları görülmüştür.Bugün yağı salatalarda bile kullanılmaktadır.Argan yağı uçucu bir yağdır,güneş görmeyen bir yerde saklanmalıdır.Güneşli sıcak bir havada kullanıldığında etkisini kaybeder,işte o yüzden akşam kullanmak daha iyi sonuç verir.
Argan yağı nasıl kullanılır ?
Şöyle tarif edelim 3-4 damla argan yağını avucumuza damlatırız ve iki avucumuzu iki üç dakika ısıtırız.Neremizde kullanmak istiyorsak mesela yüzmüze,saçımıza,tırnağımıza iyice yediririz.Bir dakika sonra elimizin kuruduğunu görürüz,elimizi yıkamaya gerek yoktur.
Bir Argan yağını 6 ay düzenli kullanan müşterisinin yaşadığı olay şöyle geçiyor.
Fehmi adında bilgisayar barkod müşterisi argan yağını 6 ay düzenli kullanıyor.Okul öğretmeni eşi Fehmi diyor,sen günden güne güzelleşiyorsun,yakışıklı bir adam olmaya başladın nedir bunun sebebi diyor.Fehmi bey diyorki hanım Argan yağı kullanıyorum.
Sizde Argan yağı kullanmak isterseniz buradan alabilirsiniz.
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

Organik saç bakım yağları

Hint Yağı

Besleyici E vitamini, protein ve saça faydalı mineraller bakımından son derece zengin olan Hint yağı saçın uzamasına katkıda bulunan yağlar arasında ilk sıralarda geliyor.
Hint yağında bulunan ve genellikle sabun yapımında kullanılan “ricinoleic asit” saç derisinde oluşabilecek enfeksiyonları önlüyor. Kan dolaşımını artırdığı için saç köklerine giden oksijen seviyesini yükselten Hint yağı bu sayede saçın daha hızlı ve sağlıklı uzamasına katkıda bulunan yağlar arasında gösteriliyor.
Hint yağıyla haftada 1-2 kez saç derinize masaj yapabilir, kırıkları önlemek için saç uçlarına sürebilirsiniz. Saç derinizde ne kadar bekletirseniz o kadar iyi. En iyisi geceden sürüp sabah yıkamak fakat vaktiniz yoksa saç derinize sürdükten sonra başınıza havlu sarıp 1 saat bekletebilirsiniz.
Hint yağının saça faydası sadece sağlıklı uzamasına yardımcı olmakla sınırlı değil. Düzenli olarak Hint yağıyla bakım yapmak saçınızın daha hacimli görünmesine, saç tellerinin kalınlaşmasına, saçın nemlenmesine ve yumuşamasına katkıda bulunur.

Zeytinyağı

En iyi saç nemlendirici yağlardan biri olan zeytinyağı saçın uzamasında önemli rolü olan E vitamini bakımından oldukça zengin. Antioksidan etkisiyle saç derisinde oluşabilecek (kepek, aşırı kuruma…) gibi sorunları önleyen zeytinyağı saç telini kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturuyor ve bu sayede saçı hava kirliliği, toz, duman gibi olumsuzluklara karşı koruyor.
Zeytinyağını Hint yağı gibi haftada 1-2 kez şampuan öncesi saçınıza ve saç derinize sürerek 1-2 saat bekletebilirsiniz. Saç uçları çok kuruduğunda kırılmasını önlemek için sadece uçlara sürebilirsiniz.

Susam Yağı

Sık sık saç derisi iltihaplanması veya saç derisi mantarı gibi sorunlar yaşıyorsanız ve bunlar saçınızın sağlıklı uzamasını engelliyorsa mikropları temizleyici ve saç derisini nemlendirici özelliği bulunan susam yağını kullanabilirsiniz.
E vitamini ile saç köklerini besleyen susam yağı saç derisini canlandırır, saçın uzamasına yardımcı olur ve kepek gibi saç derisi kaynaklı sorunlara karşı koruma sağlar.

Argan Yağı

Saç bakımında son yılların belki de en popüler doğal ürünü olan argan yağının saça faydası saç derisini derinlemesine nemlendirmesinden ve derinin kuruması nedeniyle ortaya çıkan sorunları (koparak dökülmelerin artması, saçların zayıflaması, saç köklerinin güçsüzleşmesi…) ortadan kaldırmasından kaynaklanıyor.
Ayrıca sürekli kırılan saçları aldırmak zorunda kaldığınız için saçınız bir türlü istediğiniz uzunluğa erişemiyorsa argan yağı aradığınız çözüm olabilir. “Sıvı altın” olarak adlandırılan argan yağını saç uçlarınıza düzenli olarak sürerseniz kırıkları büyük oranda önleyebilirsiniz.
Organik argan yağı diğer ürünlere göre kimyasal ve katkı içermez.Daha hızlı etki gösterir.
Organik argan yağı buradan alabirsiniz

Jojoba Yağı

İyileştirici etkisi bulunan jojoba yapı hem cilt hem de saç için faydalı bir yağ. Saç derisi sorunlarına karşı önerilen jojoba yağı aynı zamanda saçın kabarmasını önlemek, koparak dökülmeleri azaltmak ve kepeğe karşı da önerilen yağlar arasında yer alıyor.

Hindistan Cevizi Yağı

En iyi nemlendirici yağlardan biri olan Hindistan cevizi yağı saç derisini nemlendirirken saçınızı yumuşatır ve doğal bir parlaklık kazanmasını sağlar. Kuru saç ve saç derisi şikayetiniz varsa sizin için en uygun yağ Hindistan cevizi yağı.

Nane Yağı

Nane yağı saç derisini canlandırarak saç köklerine daha çok oksijen gitmesini sağlar ve bu sayede hem saçın uzamasına hem de koparak dökülmelerin azalmasına yardımcı olur. Ancak nane yağını direkt olarak saç derisinde kullanırsanız güçlü bir yağ olduğu için yakabilir. Bunu önlemek için badem yağı veya zeytinyağı gibi taşıyıcı yağlarla veya suyla inceltebilirsiniz.

Lavanta Yağı

Anti bakteriyel lavanta yağı saç derisini enfeksiyonlara karşı koruyor ve saç köklerini etkileyen kepekten kurtulmanıza yardımcı oluyor. Lavanta yağını nane yağında olduğu gibi taşıyıcı yağlarla veya suyla incelterek kullanırsanız saç derisinde yağın güçlü etkisine bağlı olarak oluşabilecek tahrişi önleyebilirsiniz.

Biberiye Yağı

Pek çok saç bakım ürününde kullanılan biberiye yağının en önemli özelliği saç derisindeki kan dolaşımını artırması ve bu sayede saç köklerini besleyerek koparak dökülmeleri önlemesi. 2-3 damla biberiye yağını 7-8 damla badem yağıyla karıştırarak haftada 2 kez saç derinize masaj yapabilirsiniz.
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

17 Nisan 2015 Cuma

Argan yağı saç uzatırmı ?

Argan Yağı saç uzatır mı? Bu sorunuza cevap aşağıda bulunan yazımızdadır. Saçın uzaması, daha doğrusu sağlıklı uzaması için bakımlı olması, saç derisinin temiz olması, saç köklerinin yeterince oksijen alması ve uçlarının mümkün olduğunca az kırılması gerekiyor. Bazı doğal yağlar işte bu noktada saçı besleyerek, saç derisini temizleyip saç köklerinin güçlenmesini sağlayarak ve saçı yumuşatarak kopmadan, kırılmadan, kepeklenmeden, fazla yağlanmadan veya kurumadan uzamasına yardımcı oluyor. Saçın sağlıklı uzaması için dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise bu yağların ve diğer saç besleyici doğal maskelerin düzenli olarak yapılması.

Saçın Uzamasına Yardımcı Yağ


Saç bakımında son yılların belki de en popüler doğal ürünü olan argan yağının saça faydası saç derisini derinlemesine nemlendirmesinden ve derinin kuruması nedeniyle ortaya çıkan sorunları (koparak dökülmelerin artması, saçların zayıflaması, saç köklerinin güçsüzleşmesi…) ortadan kaldırmasından kaynaklanıyor.
Ayrıca sürekli kırılan saçları aldırmak zorunda kaldığınız için saçınız bir türlü istediğiniz uzunluğa erişemiyorsa argan yağı aradığınız çözüm olabilir. “Sıvı altın” olarak adlandırılan argan yağını saç uçlarınıza düzenli olarak sürerseniz kırıkları büyük oranda önleyebilirsiniz.
Organik argan yağı diğer ürünlere göre kimyasal ve katkı içermez.Daha hızlı etki gösterir.
Organik argan yağı buradan alabirsiniz
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

15 Nisan 2015 Çarşamba

Güneş kremleri hakkında gerçek bilgiler

Güneş kremlerinin sağlık açısından güvenli olup olmadığı konusunu mercek altına alan ve her sene güncellenen EWG Skin Deep Sunscreens Raporunun 2012 ‘baskısı’ yayınlandı.
Öncelikle güneş kremleriyle ilgili şaşırtıcı gerçeklere bir göz atalım:
1. Güneş Kremlerinin Cilt Kanserini Önlediğine Dair Fikir Birliği Yok
Güneş kremi üreticileri reklamlarında ürünlerinin kullanımının cilt kanserine yakalanma riskini  ve güneş kaynaklı yaşlanmayı azalttığını söyleyebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) de dahil olmak üzere bir çok halk sağlığı örgütü güneş kremlerinin cilt kanseri türlerinin bir çoğunu önlediğine dair çok az kanıt bulabilmiş. FDA, mevcut klinik çalışmaların, Koruma Faktörü 15’in üzerinde olan geniş spektrumlu güneş kremlerinin dahi tek başına cilt kanseri ve erken yaşlanmayı azalttığını göstermediğini söylüyor. FDA ayrıca, güneş kremi kullanımının ölümcül bir cilt kanseri türü olan melanomanın gelişimi üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışmadan haberdar olmadığını da belirtmiş. Uluslararası Kanser Araştırma Kuruluşu IARC ultraviyole radyasyonundan korunmak için birincil olarak gölgede durmayı, kıyafet ve şapka kullanımını öneriyor. Bu bağlamda, cilt kanserinden korunmak için alınacak tedbirler arasında güneş kremleri ilk tercih olmamalı ve güneşten korunmak için tek yöntem olarak kullanılmamalı.
2. Güneş Kremlerinin Bazı İnsanlarda Cilt Kanserinin En Ölümcül Türüne Yakalanma Riskini Artırdığını Gösteren Bulgular Var
Bazı araştırmacılar, güneş kremi kullananların melanomaya yakalanma risklerinin arttığını tespit etmiş. Kimse tam olarak bunun sebebini bilmiyor ama bilim adamlarının yürüttüğü tahmine göre güneş kremi kullananlar daha uzun süre güneşte kaldığından daha çok radyasyon emiyor. Kremlerdeki kimyasallardan gelen serbest radikallerin güneş ışığı altında parçalanması ihtimali de bunda rol oynuyor olabilir. Diğer bir teori ise piyasaya 30 yıldır hakim olan zayıf UVA korumasına sahip, kalitesiz güneş kremlerinin bu sonuca sebep olduğu. Bir çok halk sağlığı örgütü güneş kremi kullanımını hala önerirken aynı zamanda gölgenin, kıyafetin ve zamanlamanın öneminin de altını çiziyor.
3. Piyasada Yüksek Koruma Faktörleri Onlarca Ürün Var Ama Daha İyi Olduklarına Dair Kanıt Yok
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) Koruma Faktörü 50’nin üzerinde olan güneş kremlerinin satışının yasaklanmasıyla ilgili bir yönetmelik teklifi hazırladı. FDA, bu teklifte, 50’nin üzerindeki Koruma Faktörü değerlerinin daha iyi koruma sağladığına dair klinik bulgu olmadığını göz önünde bulundurarak, 50’nin üzerinde Koruma Faktörü ibarelerinin tüketiciyi yanılttığını söylüyor. Bilimadamları da yüksek Koruma Faktör’lü güneş kremlerinin insanları güneşte çok uzun süre kalmaya sevk ettiğini düşünüyor ve bu kremlerin güneş yanığı oluşumunun geciktirmesi sebebiyle cilt tahribatı riskinin artmasından endişe duyuyorlar. Güneş kremi üreticileri bu yönetmelik teklifine kulak asmayarak 2012 yılında da yüksek Koruma Faktör’lü ürünleri satmaya devam ediyor. Çevre Koruma Grubu’nun 800 farklı güneş kremini analiz eden 2012 raporuna göre her 7 üründen 1’i 50+ Koruma Faktörü ibaresi taşıyor.
4. Çok Az Güneş Vücudun D Vitamini Seviyesini Düşürerek Sağlığa Zararlı Olabilir
Güneş kremleri vücudun D vitamini üretme gibi kritik bir işlevini yerine getirmesine mani oluyor. Vücuttaki D vitaminin temel kaynağı güneş ışığı ve bu vitamin sağlık için hayati önem taşıyor. D Vitamini kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor, göğüs, kolon, böbrek ve yumurtalık gibi çeşitli kanserin türlerine yakalanma riskini azaltıyor. Ayrıca vücutta bulunan hemen hemen her dokuyu yöneten binden fazla geni düzenliyor (Mead 2008). Anne sütü ile beslenen bebekler, koyu tenliler ve güneşe çok az çıkan insanlarda D vitamini eksikliğinin görülme riski daha yüksek. Bazı insanlar herhangi bir koruyucu krem sürmeden haftada bir kaç kere 10-15 dakika boyunca  güneşe çıktıklarında yeterli seviyede D vitamini üretebiliyor. Ama bir çok insan da bunu başaramıyor. D vitamini ihtiyacı bir kişinin yaşına, cilt rengine, bulunduğu yerdeki güneş ışığının yoğunluğuna, dışarıda geçirdiği zamana ve kansere yakalanma riskine göre farklılık gösteriyor. D vitamini seviyenizi ölçtürmeye ve de mevsimsel olarak ya da yıl boyunca takviye almaya ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışmanız en iyisi.
5. Güneş Kremlerinde Yaygın Olarak Kullanılan A Vitamini Kanser Gelişimini Hızlandırıyor Olabilir
FDA tarafından yaptırılan bir araştırmaya göre retinyl palmitate adlı bir çeşit A Vitamini güneş ışığı altında cilde sürüldüğünde ciltteki tümör ve lezyonların ilerlemesine neden olabiliyor (NTP 2009). Güneş kremi endüstrisinin her 4 üründen 1’ine A vitamini eklediği düşünüldüğünde bu bilgi oldukça can sıkıcı. Üreticiler cilt yaşlanmasını önleyici antioksidan özelliğinden dolayı A vitaminini ürünlere ekliyor. Fakat güneş kremleri ev içinde kullanılan losyonlar ve gece kremlerinden farklı olarak güneş ışığı altında cilde tatbik ediliyor. Hayvanlar üzerinde bir sene boyunca yapılan FDA araştırmasında, her iki grubun da günde sadece 9 dakika boyunca yüksek yoğunlukta güneş ışığına maruz kaldığı durumda, A vitaminli krem sürülen hayvanların ciltlerinde sürülmeyenlere göre daha kısa sürede tümör ve lezyon oluşumu gözlenmiş. Güneş ışığı altında cilde sürülen A vitamininin ciltte hiperplazi denilen aşırı hücre büyümesine ve DNA’ya zarar veren serbest radikallerin oluşmasına neden olduğu bilim adamları tarafından bir süredir biliniyor. Tabii tüm bu bulgular, cilt kanserine karşı koruma sağladığı düşünüldüğü için tercih edilen güneş kremleri cephesinde soru işaretlerini artırıyor. FDA araştırmasından çıkan sonuçlar henüz nihai bir hüküm verilmesi için yeterli olmasa da Çevre Koruma Grubu şu an için A vitamini içeren güneş kremlerinden kaçınılmasını öneriyor (etiketlerde retinyl palmitate ya da retinol olarak geçiyor).
6. Güneş Kremleri Serbest Radikaller ve Cilde Zarar Veren Maddeler İçeriyor
Güneş ışıklarından kaynaklanan UV radyasyonu kadar güneş kremlerinde bulunan bazı kimyasallar da DNA’ya ve cilt hücrelerine zarar veren, yaşlanmayı hızlandıran ve kansere yol açan serbest radikallerin oluşumunu tetikliyor. Etkili bir güneş kreminin sebep olduğu zarardan daha fazlasının önlüyor olması gerekirken bir çok güneş kremi serbest radikallerin sebep olduğu hasarı önlemek yerine sadece güneş yanığı oluşumunu engelleyebiliyor.  Güneş yanığına karşı koruma faktörü 15 ile 50 arasında değişirken ‘serbest radikalleri önleme faktörü’ için sadece 2 seviye mevcut. Tüketiciler çok az güneş kremi kullanıp bir de güneşte kaldıkları boyunca seyrek aralıklarla yeniden tatbik ettiklerinde güneş kremleri UV ışınlarının çıplak ciltte oluşturacağından daha fazla serbest radikal hasarına neden oluyor. Bu noktada Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’ne düşen görev ise UVA koruma standartlarının güçlendirilmesini sağlayarak güneş kremlerinin serbest radikal hasarını azaltıcı etkisini iyileştirmek.
7. Güneş Kreminiz Nano Maddeler Mi İçersin Yoksa Vücudun Hormon Dengesini Sekteye Mi Uğratsın? Siz Seçin!
İdeal bir güneş kremi güneş yanığına yol açan, bağışıklık sistemini baskılayan UV ışınlarını tamamen bloke ederken, serbest radikallerin zararlı etkilerini de engelliyebiliyor olmalı. Cilt üzerinde uzun saatler etkisini sürdürmeli ve UV ışıklarına maruz kaldığında zararlı maddeler oluşturmamalı. İnsanların doğru miktar ve aralıkla kullanabilmesi için güzel kokmalı ve cilde sürüldüğünde hoş bir his vermeli. Tüm bu kriterleri tek başına sağlayan bir güneş kreminin varolmaması şaşırtıcı olmasa gerek.Amerika’daki seçim cilde derinlemesine nüfuz ederek vücudun hormon dengesini sekteye uğratan ve stabilitesi düşük olan ‘kimyasal’ kremlerle, çinko ve titanyum gibi mikronize edilmiş nano mineraller içeren ‘mineral’ güneş kremleri arasından yapılıyor.
Çevre Koruma Grubu eldeki bulguları inceledikten sonra, mevcut seçenekler arasında en güvenli tercihin mineral içerikli güneş kremleri olduğuna karar verdi. Güneş  altında yapıları bozulmayan ve cilt yüzeyinde etki gösteren mineral içerikli kremler bir çok güneş kreminde bulunmayan UVA koruması da sağlıyor. Mexoryl SX (ecamsule) de iyi bir alternatif fakat çok az kremde kullanılıyor. Tinosorb S ve M de çok iyi çözümler sunan fakat henüz Amerika’daki kremlerde kullanılmayan maddeler. Mineral içerikli ürünleri tercih etmeyen tüketiciler için en iyi alternatif ise UVA koruması için en az %3 oranında avobenzone maddesi içeren güneş kremleri. Tabii bu kremlerin hormon dengesini bozan kötü şöhretli oxybenzone maddesi içermediğine dikkat etmek gerekiyor. Bilimadamları ebeveynleri cilde derinlemesine nüfuz ederek kana karışan, hormonların işlevlerini sekteye uğratan ve toksik etkisi bulunan oxybenzone maddesi içeren güneş kremlerini çocuklarda kullanmamaları konusunda uyarıyor.
8. Avrupa Markalarının Güneş Kremi Formülasyonları Daha İyi
Avrupa’daki güneş kremi üreticileri ve kullanıcılarının daha fazla seçeneği var. Avrupa’da üreticiler formülasyonlarında kullanılmak üzere 27 kimyasal arasından seçim yapabilirken, A.B.D.’de 17 madde arasından seçmek durumundalar. Avrupa’da 7 farklı UVA filtresi ürünlere eklenebilirken A.B.D.’de bu sayı 3. Avrupa’da onaylanan fakat FDA tarafından henüz kullanımı onaylanmayan maddeler 5 kata kadar daha fazla UVA koruması sağlıyor. A.B.D.’deki firmalar 5 yıldan beri Avrupa’da kullanılan hammaddelerin FDA tarafından onaylanmasını bekliyor. FDA bu maddeleri onaylayana ve bazı aktif içeriklerin birleştirilmesi üzerindeki kısıtlamaları kaldırana kadar Amerika’daki güneş kremlerinin UVA koruması oldukça yetersiz kalmaya devam edecek.
9. FDA Tüketicileri Korumuyor
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 2011’in Haziran ayında güneş kremleri kategorisinde yeni etiketleme kuralları getireceğini duyurdu. Bu açıklamaya göre ‘zararlı ışınları engeller’, ‘suya dayanıklı’, ‘terlemeye dayanıklı’ gibi tüketiciyi yanıltıcı ifadelerin kullanımı yasaklanarak hangi güneş kremlerinin ‘geniş spektrumlu koruma’ sağladığı tanımlanacaktı. Ancak, FDA kısa bir süre önce bu yeni mevzuatın uygulanmasını 6 ay erteleyerek 2012’nin Aralık ayı ortasına öteledi. Ama yeni yönetmelik devreye girse bile bir çok açık uç kalıyor olacak. UVA korumasını düzenleyen standartlar hala çok zayıf ve bu yüzden de ‘geniş spektrumlu koruma’ sağladığını ileri süren güneş kremlerinin %90’ı herhangi bir formül değişikliğine gitmeden bu iddasını sürdürebilecek. Zayıf bir standart, şirketleri ürünlerini iyileştirme ve daha etkili güneş kremleri geliştirme konusunda teşvik etmezken, ürünler arasındaki farkları da maskeliyor.
FDA daha hala Avrupa’da kullanılan yeni içerikleri ve içerik kombinasyonlarını etkinlik ve güvenlik açısından bir değerlendirmeye tabi tutmadı. Güneş kremlerindeki kimyasalların hormon dengesini bozucu etkilerini dikkate almayı planlamıyor. Yeni yönetmelik A vitamini gibi güneş altında kullanıldığında cilde zarar veren içeriklerin kullanılmasına izin veriyor. Bir çok güneş kremi güneş altında kolayca yapısal bozukluğa uğradığı halde, FDA üreticilerin güneş kremlerini stabilite açısından ölçümlemesini zorunlu tutmuyor.
10. Bebek ve Çocuklara Yönelik Güneş Kremlerinin Bazıları İyi Bazıları Yutturmaca
Çevre Koruma Grubu’nun bu yılki raporunda 180’e yakın bebek ve çocuk güneş kremi yer alıyor.
Sonuçlar karışık:
İyi haber: Bir çok marka bebek ve çocuk ürünlerinde daha güvenli , daha etkili içerikler kullanıyor. Bebek ve çocuklar için formüle edilen ürünlerin %63’ünde iyi derecede UVA koruması sağlayan etkili mineral içerikler bulunuyor.
Etiketleri dikkatli şekilde incelemeye devam etmeniz gerekse de kendiniz için de bir bebek veya çocuk güneş kremi alarak daha iyi bir seçim yapmış olacaksınız.
Üzerinde ‘Baby’ (Bebek), ‘Children/Kids’ (Çocuk) yazan güneş kremleri diğerlerine göre daha az oranda:
– Parfüm içeriyor. Parfümler bir çok kimyasalın karışımından oluştuğu için alerjilere ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Raporda yer alan çocuklar için geliştirilmiş güneş kremlerinin %72’si parfüm içermiyor. Bu oran diğer ürünlerde %54 seviyesinde.
– Oxybenzone içeriyor. Bu madde hormonları düzensiz hale getiren bir kimyasal ve çocuk ürünlerinin %37’sinde görülüyor. Diğer güneş kremlerinin %56’sında bulunuyor.
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35

D vitamini kansorejen katkılı olabilir


E 320 kodlu BHA (Butillendirilmiş Hidroksi Anisol) gıdalarda bulunan yağın, oksijen, ışık ve ısı ile bozulmasını geciktiren sentetik bir madde. Petrolden elde edilen bu koruyucu katkı maddesi margarin, sakız, patates cipsi, bisküvi, kek, dondurma, hazır pudingler gibi bir çok ambalajlı gıdada kullanılıyor. BHA’nın bebek formüllerine ve mamalarına katılması ise yasak. Alerji, gıda intoleransı ve hiperaktiviteyi tetiklediği düşünülen, yüksek dozlarda laboratuvar hayvanlarında kansere yol açtığı bilinen bu maddenin çocuklara yönelik ürünlerde kullanılması da tavsiye edilmiyor.
Butil Hidroksi Anisol’le ilgili tartışmalar ise hiç de yeni değil. Japonya’da 1958 yılında yasaklanmış. İngiltere’de de yasaklanması gündeme gelmiş ama gıda ve ilaç endüstrisinden gelen baskılar sonucu yasaklanamamış. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü hayvanlarda yapılan deneylere dayanarak BHA’nın insanlarda kansere yol açmasının kuvvetle muhtemel olduğunu bildirmiş. Bu madde Kaliforniya Eyaleti’nin kanserojen listesinde yer alıyor. Mc Donald’s bile A.B.D’deki ürünlerinde 1986’dan beri BHA kullanmayı durdurmuş.
Peki böylesine şaibeli bir koruyucu katkı maddesinin, doktorlar tarafından bebeklere verilmesi önerilen D vitamini damlalarında bulunduğunu biliyor muydunuz?
Bebek gıdalarında kullanımı yasak olan bir madde, bebeklere verilen vitamin takviyelerinin içine girebiliyor ülkemizde.  Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı ‘Bebeklerde D Vitamini Yetersizliğinin Önlenmesi ve Kemik Sağlığının Geliştirilmesi Programı’ dahilinde her yıl 1 milyon çocuğa sağlık ocaklarında D vitamini damlaları ücretsiz olarak dağıtılıyor.
Türkiye’de en yaygın olarak reçetelere yazılan D vitamini damlalarından biri Devit-3, bir diğeri ise Monovit D3,  her ikisi de BHA içeriyor. Yani ‘çocuğum D vitamini eksikliği yaşamasın’ diyorsanız kaçış yok gibi.
D vitamini eksikliğini önlemek için bebeklere verilen bu takviyelerin, kanserojen olma ihtimali fazlasıyla yüksek olan katkı maddeleri içermesi ne büyük bir paradoks. 
Paraben, BPA, GDO derken hayatımıza bir de BHA girdi. Bu arada BHA’nın bir türevi olan E 321 kodlu BHT (Butillendirilmiş Hidroksi Toluen) maddesi de aynı riskleri taşıyor. Hem kendi sağlığımızı, hem de çocuklarımızın sağlığını korumak gittikçe zorlaşıyor.
SAĞLIKLI BESLENME VE SAĞLIKLI GIDALAR DANIŞMA VE BİLGİ TELEFONU : 0530 696 52 35