25 Aralık 2014 Perşembe

Kanser ve Beslenme

Kanserojen yani kanser yapıcı maddelerden uzak durmak önemlidir.Çünkü bütün kanser  türlerinin %60,dan fazlasının önlenebilir çevresel nedenlere bağlı olduğu kabul edilmektedir.Normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmesine sebep olan başlıca etkenler  kimyasal maddeler,ultraviyola ışınlar,radyasyon gibi fiziksel ajanlar ve virüslerdir.
Beslenme şeklimiz ve yediklerimiz kanser oluşumunu etkilemektedir.Yüksek yağ ve protein ile düşük lif içeren gıdaları tüketmenin kalın bağırsak ,meme,rahim,pankreas ve prostat kanserleri rikini artırdığı ortaya koyulmuştur.Yanlış beslenmenin bütün kanserlerin %35,inden sorumlu olduğuna inanılmaktadır.ABD Ulusal Bilimler Akademisi ve Ulusal Kanser Enstitüsünün bu konudaki ilk önerisi alınan yağ miktarını kısıtlamaktır.Buna göre yağlardan alınan kalori alımının %30,unu geçmemelidir.Öte yandan lifli gıdalara ağırlık verilmeli,rafine gıdalardan olabildiğince uzak durulmalıdır.Özellikle taze sebze ve meyveler öncelikli olarak tercih etmelidir.Son yıllarda kahvaltılık buğday ve mısır gevreği gibi işlenmemiş tahıl ürünleri tüketimi giderek yaygınlaşmaktadır.Bu ürünler lifli olduğu ve fazla işlemden geçmediği için önerilebilir.Ancak bu ürünlerde yüksek ısıda pişirilirdiklerinden dolayı kanserojen bir madde olan akrilamit fazlaca oluşmaktadır.Bu ürünlerin dezavantajıdır.Akrilamit konusu Gıda katkı maddelerine yönelik tüketici rehberi kitabında cipslerin değerlendirildiği kısımda detaylı olarak incelenmiştir.Kaçınılmasını önerdiğimiz bir diğer ürün füme gıdalardır.Uzak doğu ülkelerindeki yüksek mide kanseri sıklığından isli balık yeme geleneğinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir.Etleri pişirmede yeterince yanmamış mangal ateşi kullanılmasıda bazı kanser yapıcı kimyasal maddelerin oluşmasına neden olmaktadır.Şişmanlığın menopoz sonrası meme ,prostat,kalın bağırsak kanseri ihtimalini arttırdığına dair bir çok veri mevcuttur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder